HABER - DUYURU // Genel Merkez Haberleri

Genel Başkan Yusuf Tülün: Yetişmesine öncülük ettiğimiz neslin, ümmetin umudu olduğunu gösteren Rabbe, hamdolsun

_192615252016__193541252016_

Sayın Cumhurbaşkanım, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Saygıdeğer Başkanı, Kıymetli Bakanlarım Ve Milletvekillerim, Sayın Valim, Sayın Büyükşehir Belediye Başkanım, Sayın Rektörlerim, Sivil Toplum Kuruluşlarının Muhterem Temsilcileri, Anadolu’nun dört bir yanından gelmiş Cemiyetimizin güzide mensupları, geleceğimizin teminatı gençlerimiz,  basınımızın değerli temsilcileri, hanımefendiler, beyefendiler…

Türkiye’nin  Cemiyeti olan, İlim Yayma Cemiyeti’nin 65. Kuruluş Yıl Dönümü Programına hoş geldiniz.

İslam’ın ve insanlığın hizmetine adanmış 65 iftihar yılını geride bırakmış bulunuyoruz. Tam 65 yıldır milli şuuru ve bilinci yükseltmek, irfanı yaygınlaştırmak için durmadan çalışıyoruz.

İlim Yayma Cemiyeti, bundan 65 yıl önce, bu coğrafyada tarihi normal akışına döndürmek için yürekli bir adım atarak yürüyüşüne başladı. Yarım asrı aşan maceramızda, hayrın ikamesi, ilmin neşvü nema bulup medeniyetimize rehberlik etmesi, yeryüzünün adalet, özgürlük ve merhametle dolması için çalışıyoruz. Hamd olsun.

65 Yılda istikametini bozmadan yürüyen bu kutlu yürüyüşte bizi buluşturana hamd olsun

Yetişmesine öncülük ettiğimiz neslin, ümmetin umudu olduğunu gösteren Rabbe, hamd olsun

Aldığımız mesafeleri, yeni menziller için hedef kılan coşkuyu bize verene hamd olsun

Bağışçılarımızın destekleri ile memleketin en ücra noktalarına kadar hizmetlerimizi ulaştırmanın kıvancını yaşıyoruz. Hamd olsun.

Yolda olmanın bilinci ile yürüyoruz, bize yürüme aşkını ve yol arkadaşlarımızı veren Rabbe, hamd olsun.

65. yılımızda, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, cumhur ile, gençler ile, önden gidenler ile bu günümüzü bayram gününe çeviren Rabbe Hamd olsun

Aldığımız ilahi buyruk, bizi ağır yüklerin altında bıraktığından beri, tarihte silik bir obje olmayı asla kabullenmedik. Anadolu’yu ebedi İslam yurdu kılan Ebu’l Hasan  Harakani’ler ve Sultan Alparslan’lar Malazgirt semalarına hangi duaları ulaştırdıysalar, dudağımızda hala aynı kıpırtı.

Bu minval üzere, Şeyh Edebali’nin dergahında Fermanı İlahi ile murakabe’den sonra bir müddet uyuyan Osman Gazi’nin rüyalarında Osmanlı bir vizyona dönüşmüşdü. O büyük medeniyeti, büyük rüyalar görebilen iman ve aşk erleri kurdular.

Yıl 1951 olduğunda 68 dava adamı bir düş gördü. O düş, bugün bizlerin yürüyüşüne rehberlik eden temel bir referans olarak önümüzde durmaktadır. Cemiyetimiz’in karar defterlerinde rastlıyoruz o ibareye “milletçe mesud olmanın imkanlarını oluşturmak”.

İşte o iki büyük düş, 21. yüzyılın karanlıklarını yırtmak istercesine, bizleri aynı kök ve aynı ufuktan selamlamaya devam ediyor.

Çağdaş ve küresel medeniyet maddeyi büyütüp, insanı küçük düşürdü. Mesuliyet fikrini baltalayıp, kayıtsız bir hürriyet fikri ile insanı bir arada tutan elementleri parçaladığında ise benmerkezli bir nesil fevkalade keyfilikler içerisinde, hayatı harab eden mekanizmaya dahil oldu. Buna çağların ötesinden bir cevap verme imkanını insanlığa bahşedecek, vahyin diriltici soluğundan başka ne olabilirdi.

Yüzyılların birikimi içerisinde İslam, medeniyete dönüşmüştü. O medeniyet ki kurumları hayatın her alanında adil bir şahitlik yapmak üzere, insana özgü duyarlılıkları kuşanarak, gözü pek bir yolculuğu kader çizgisinin merkezine almıştı.

Kadim ilim geleneği ile bağları kopartılmış bir alfabeden, doğru harfleri seçerek ilerlemek gerekiyordu. Sosyal hayatın dengeleyici kurumları elden gitmiş olmasına rağmen, bu kurumların çağdaş bir yorumunu üretmek elzemdi. Var oluşumuzu anlamlı ve sahih bir çizgiye oturtmak için, ortak şuurun ürettiği çözüm merkezlerine ihtiyaç duyuyorduk. Söz konusu sorunların çözüm arayışı olarak İlim Yayma Cemiyeti’nin kurucu fikri ve tarihi hissiyatı, bugün de yolumuzu aydınlatmaktadır. Hamd olsun.

 

65. Kuruluş Yıldönümümüzde teşrifleri ile bizleri onurlandıran Sayın Cumhurbaşkanım,

Ve Saygıdeğer misafirler

Yıllarca tarihimiz bize kendinden uyanılması gereken bir kâbus olarak takdim edildi. Oysa, milletlerin milli kudret ve medeniyetlerine dair güçlü hamlelerini  tarih şuuruyla yaptıklarının bilincindeyiz.

Şahsiyetinde, hayatına giren her unsurun payı bulunmasına rağmen insan, tarihin çocuğudur. Bunu ancak kucağında gözlerini açtığı toplumun değerlerini taşıyanlar idrak edebilir. İlim Yayma Cemiyeti’nin Türkiye Sosyolojisine bu anlamdaki müdahalesi, batıya bakmaktan boynu tutulan bir milleti, Bilali Habeşi’nin yanık sesine uyandırma cihetinde olmuştur.

Tarih sahnesine vakıf medeniyeti olarak çıkmış bir neslin akli, ilmi ve hissi mirasçıları olarak çalışmalarımızı büyük bir titizlikle yürütmek zorunda olduğumuzu biliyoruz.

Bu coğrafyada zulüm ve kaos yedi elif miktarı sürse de, değerlerimiz, kurumlarımız ve insan unsurumuz ile kök salarcasına buralarda duracağımızın bilinmesini istiyoruz.

Kendimizi vakfettiğimiz davanın bizi cennetle nişanlayacak bir çabaya dönüşmesi için ihlas ile sözlenmemiz gerektiğine vâkıfız, hamdolsun.

Merhum Sabahattin Zaim hocanın hatıratında kayda geçmiş olan bir sahneyi burada ifade etmem lazım. Yıl içerisinde öğrencilere verilen bursların kaydının tutulduğu evrak, burs dönemi sona erince ortadan kaldırılırmış. Yapılan iyiliğin yalnızca iyilik olarak kalması, tarihe bir vesika olarak nakşolmuştur. İşte bu anlayış ne vakfı bir dünyevi imkan olarak görmüş, ne de kimseyi minnet altında bırakmıştır. Geride bıraktığımız 65 yılda ümmetin evlatlarına hizmet etmek ve toplumumuzun insan kalitesini yükseltmekten başka bir hesabımız olmadı. Bundan sonra da olmayacaktır.

 

Kenara itilmiş geniş kitlelere eğitimde fırsat eşitliği sunarak bugünlere gelmiş bulunuyoruz. Anadolu’nun köylerinden ve kasabalarından ilim ve liyakat esaslı bu merkeze yürüyüşün önemli araçlarından biri olduğumuzu düşünüyoruz. Bu sosyolojik dönüşümün etkili bir merkezi olduğumuz halde, buradaki ilkesel tutumumuzdan zerrece taviz vermedik. Hamdolsun

Bütün bu toplumsal dönüşüm çalışmaları, adı gizli kahramanların fedakarlıklarıyla, ödedikleri bedellerle bugünlere taşındı. Sizlerle bu kapsamda bir anekdot paylaşmak istiyorum. 1986 - 2002 yılları arasında İlim Yayma Cemiyeti genel başkanlığı yapmış olan Emekli Genaral Hasan Sağlam Paşa, 28 Şubat döneminde çay içmek için girdiği Sıhhıye Orduevi’nden, bu kurumun başkanı olduğu için, bir bardak çay dahi içmesine müsaade edilmeden dışarı çıkarılır. O, bu durumu umursamadı ve bu kurumda hizmet etme imkanı sağladığı için Rabbine sürekli hamdetti. Bulunduğu bütün ortamlarda da bunu gururla ifade etti. Allah kendisine rahmet etsin. 

 

Bizler çalışmalarımızı sürdürürken;

“Maarife değer vermeyiş, millet ruhunu yerle bir eder” diyen Nurettin Topçu’ya kulak veriyoruz.

Ve  “İrfan , insanı insan yapan vasıfların bütünüdür” diyen Cemil Meriç’e.

“Ey yeni neslin mürebbileri! Gençliğe tevazu, izzet-i nefis, azm-ü sebat dersleri veriniz. Çünkü garb onlara incik boncuk yapmasını öğretiyor” diyen Muhammed İkbal’in izini sürüyoruz.

Bu zihniyet mücadelesinin coğrafyamızda uzun bir geçmişinin olduğunu biliyoruz. Sivil inisiyatif olarak, zihniyet inşaası meselesinde üzerimize düşenleri yapmaya gayret ediyoruz. Ve biliyoruz ki; hayatı zihniyet kurar; ortaya çıkan medeniyetlerin, müesseselerin altında o zihniyet yatar.

65 yıllık hikâyemizde, ilkeleştirdiğimiz bir tavrımız var. “Kapımız açıktır gelene, lokmamız helaldir yiyene”. Bu deyiş, kurumsal değerlerimizin anlam küresine dair ipuçları vermektedir.

Memleketimizin insanına sevdalı bir vakıf kuruluşuyuz. Biliyoruz ki sevmek ve kol kola girmek; çözülüşe, çürüyüşe, yıkılışa karşı durmaktır.

Sayın Cumhurbaşkanım, Kıymetli Misafirler…

Ümmet olarak zor günlerden geçiyoruz. Varoluşumuzu tehdit eden türlü badireler atlatıyoruz. Tüm bu olup biteni; dünü, bugünü ve yarını ile analiz edecek, kendi çözümlerini üretecek bir neslin yetişmesinin hayati önemine inanıyoruz. Yılgınlığa düşersek bizi düş kırıklığına uğratanların suçuna ortak olacağımızın farkındayız. Dünyayı kötülere bırakmayacak azmi kendimizde buluyoruz. Hamd olsun.

İlim Yayma Mefkure’sinin kalıcılığı açısından her birimize ayrı ayrı vazifeler düşüyor. Bu çizgiyi akamete uğratmak veya varoluş hikmetinden uzaklaştırmak, geçmişe karşı bir hürmetsizlik, bugüne dair çözülme, hedeflerimiz açısından bir savrulma ve yozlaşma olarak anılacaktır. Bundan sakınmalıyız.

Memleketimizin her ilinde ve her bucağında, medeniyetimizin çiçeklenmesi için gayret gösteriyoruz. Göreve geldiğimiz günden beri, teşkilatlarımızın sayısını artırırken, koordinasyon ve hizmet içi eğitim fırsatlarını değerlendiriyoruz. Bir umut olmak için gittiğimiz beldelerden, bin umutla dönüyoruz. Hamd olsun.

Anadolu’nun her bir köşesini aydınlatan bu ocakların hamisi olan  Şube Başkanlarımız, Yönetim Kurullarımız, üyelerimiz, gönüldaşlarımız; sizden beklenen, günün ayartıcılığından kurtularak, yarını kurgulamanız yönündedir. Tarihte önemli bir misyon icra etmekte olduğunuzu hatırda tutarak ilerlemenizi bekliyoruz. İşimiz ciddi, yolumuz uzun, yükümüz ağır.

Maarifimizin gizli kahramanları, yurt idarecilerimiz ve eğitim sorumlularımız. Her yıl onbinlerce vatan evladının zihin inşâası ve gönlünün mamur edilmesi sizin omuzlarınızdadır. Gelecek sizin ellerinizde örülmektedir. Yeni neslin birkaç adım önünden giderek, ahlaki, akademik ve entelektüel liderlik becerilerinizi geliştirmenizi bekliyoruz. Zaman, ayak izlerimizin kaydını tutmaktadır.

Kurumlarımızın ve insan kaynağımızın varoluş amacını oluşturan gençlerimiz. Kıymetli evlatlarımız. Tarihi yükümüzü omuzlayacak, ideallerimizi yarına taşıyacak olan kızlarımız ve oğullarımız. Sizden sahici olanın peşinden gitmenizi bekliyoruz. Unutmayınız ki tarih, hakikat için mücadele edenler ile hakikate karşı savaşanlar arasında yaşanmıştır. Siz diriliş erleri olan kardeşlerimi, şöhret değil şahsiyet peşinde koşan ve bunun için yorulan bir nesil olarak tahayyül ediyoruz. Şöhretiniz şartlara göre değişir, şahsiyetiniz size aittir.

İlim Yayma Cemiyeti’nin bugünlere gelmesinde bir sır var ise bu, kuruluş felsefemize sadık kalmakla ilgilidir.

Ülkemizin bu günlere gelmesinde bir sır aranacak ise o,  memleketimizi kök paradigmalarına geri döndüren iradenin iş başında olmasında aranmalıdır.

Dünyanın her yerinde vakıf eserlerini gün yüzüne çıkaran,  adeta tarihi tanıklığa çağıran, müteşekkir olduğumuz o irade, Türkiye özelinde, kendi içine hapsolmuş sivil toplum kuruluşlarının tekrar hayatın merkezine inmesine imkan sunmuştur.

Önden gidenlere, önümüzü açanlara, öz yurdunda parya muamelesini reddedenlere … Binler selam olsun.

Tarihin önemli tanıklarından olan ve Cemiyetimizin 68 Kurucusundan yaşayan son çınarımızı, Ömer Lütfi TAKE büyüğümüzü geçen hafta kaybetmenin hüznü ile bu Genel Kurulumuzu gerçekleştiriyoruz. Allah’tan kendisine rahmet diliyoruz.

Bugün ülke sathına yayılmış 168 şubemizle, bilgi evlerimizle, gençlik ve kültür merkezlerimizle 7’den 77’ye tüm toplumumuza hizmet götürüyoruz. 148 yurt ve konukevimizde misafir ettiğimiz 24.000 kadar öğrencimizi, en donanımlı şekilde yetiştirip ülkemizin ve insanlığın hizmetine faydalı bireyler olarak katılmaları için emek veriyoruz.

 

 

 

Sayın Cumhurbaşkanım, Kıymetli Misafirler…

Sözlerimin sonunda, milletçe mesud olmamız için iyi niyetini ve gayretini esirgemeyen, dünyamızı güzelleştiren güzel insanlara teşekkür etmek istiyorum.

“Rüzgarın önüne set vurulamaz ve sular tersine akıtılamaz” sosyoloji, siyasete er geç galip gelir.

Milli olanın yerine tasallut etse de zalimler, bir önder gelir, bir adanmış  yiğit .... ve tüm hesapları bozar.

Milletimizin umutlarını dirilten, küresel sistemin barbarlığına kafa tutan, ufuk insanı, samimiyet timsali, memleketimizin çelikten prangalarını kırıp parçalayan, tüm dünyada yüzümüzü ak edip, göğsümüzü kabartan Cumhurbaşkanımıza, Cemiyetimiz ve milletimiz adına teşekkür ederim.

Cemiyetimizin tüm çalışmalarında desteğini esirgemeyen kıymetli büyüğümüz, Meclis Başkanımız Sayın İsmail Kahraman beyefendiye teşekkür ederim.

İlmi bakış açısı ile, meselelere getirdiği sıradışı çözümleri ile, çalışkanlığı ve bizden biriliği ile bizlere heyecan, azim ve sebat aşılayan Başbakanımız Sayın Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu beyefendiye teşekkür ederim.

Hizmetimizi yaygınlaştırmada bizlere kolaylık sağlayan, bizimle dertlenen Kabine üyelerimize ve milletvekillerimize teşekkür ederim.

Başta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Kadir Topbaş beyefendi olmak üzere gücümüze güç katan tüm belediye başkanlarımıza teşekkür ederim.

İlim Yayma Cemiyetinin kurucularından, 65 yıldır hizmet edenlerden, bu güzel hizmetin devam etmesinde maddi ve manevi katkısı olan müteberrilerimizden ahirete irtihal etmiş olanları rahmetle anarken hayatta olanlara Rabbimden sağlıklı uzun ömürler diliyorum.

Çalışanlardan, yurt idarecilerine, şube yönetimlerinden genel merkez yönetim kurulu üyelerine  kadar hizmet üretmekte olan İlim Yayma ailesi fertlerine gönülden teşekkür ediyorum. 

_193627252016__193541252016__193654252016__193715252016__193541252016_

 


2/5/2016

| | | | |